8 Mart, 1857 yılında New York’ta hakları için mücadele eden tekstil işçisi kadınların direnişinden doğmuştur. Bu gün, kadın emeğinin, eşitlik talebinin ve insan onuruna yakışır çalışma koşullarının simgesi olan tarihsel bir gündür. Dünya Emekçi Kadınlar Günü yalnızca toplumsal ve çalışma yaşamına katkılarımızı görünür kılma günü değil; aynı zamanda süregelen eşitsizliklere karşı ortak mücadele irademizi güçlendirdiğimiz bir gündür.
Sağlık ve sosyal hizmet emekçisi kadınlar olarak; toplumun en hayati alanlarında, büyük bir sorumluluk ve özveriyle görev yapıyoruz. Sağlık ve sosyal hizmet sisteminin görünmeyen ancak vazgeçilmez gücüyüz. Hastanelerde, bakım merkezlerinde, sosyal hizmet kurumlarında ve sahada fedakârca çalışıyor; toplumun sağlığını, refahını ve onurunu koruyan en güçlü dayanaklardan birini oluşturuyoruz. Zor çalışma koşullarına, artan iş yüküne ve eşitsizliklere rağmen sorumluluklarımızı sürdürüyor, mücadelemizle yarınlara umut veriyoruz.
Bugün Türkiye’de yalnızca çalışma hayatında değil, var olduğumuz her alanda eşitsizliklere ve şiddet tehdidine karşı mücadele ediyoruz. 2025 yılında en az 591 kadın ya bir erkek tarafından öldürüldü ya da şüpheli biçimde hayatını kaybetti. Bu tablo, yaşam hakkımızın dahi güvence altında olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Kadına yönelik şiddetle mücadele edilmeden çalışma hayatında eşitlikten ve toplumsal adaletten söz etmek mümkün değildir.
Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlandığı, eşit işe eşit ücret ilkesinin hayata geçtiği, kadın emeğinin hak ettiği değeri gördüğü, şiddetten ve tacizden arınmış alanları ancak örgütlü mücadelemiz ile yaratabiliriz. Karar mekanizmalarında yer aldığımız, sendikal haklarımızı baskıdan uzak ve güvenli biçimde kullanabileceğimiz bir gelecek için dayanışmamızı büyütmeye devam ediyoruz. Hazırladığımız Çalışma Yaşamında Şiddete ve Tacize Sıfır Tolerans Politika Belgesi’nden bir adım geri atmayacağımızı bir kez daha duyuruyoruz.
Kadın emekçiler olarak; emeğimizin görünür ve değerli olduğu, haklarımızın güvence altına alındığı bir çalışma yaşamı talep ediyoruz. Bu doğrultuda temel taleplerimizi bir kez daha ifade ediyoruz:
Süt İzni: Kadın işçilerin günlük süt izni 3 saate çıkarılmalıdır.
Kreş ve Bakım Hizmetleri: İş yerlerinde erişilebilir, nitelikli ve 24 saat ücretsiz kreş imkânı sağlanmalıdır. Şiddet ve Tacize Karşı Güvenli Çalışma Ortamı: İş yerlerinde şiddet, taciz ve mobbinge karşı sıfır tolerans ilkesi uygulanmalı; koruyucu ve önleyici mekanizmalar etkin biçimde işletilmelidir.
Gece Çalışması: Doğum sonrası gece vardiyasına başlama süresi 24 aya uzatılmalıdır.
Çalışma Süreleri: İşçinin bedensel, sosyal ve ruhsal sağlığını korumak amacıyla haftalık çalışma süreleri en fazla 40 saat olmalıdır.
Adil İş Tanımı: Meslek tanımları kâğıt üzerindeki unvanlara göre değil, fiilen yapılan işe göre yeniden düzenlenmelidir.
Becayiş ve Tayin Hakkı: Aile bütünlüğünün korunması amacıyla işçilerin tayin ve becayiş hakkı tanınmalıdır.
Vergide Adalet: İşçilerin yaşam standartlarını artırmak için gelir vergisi %10’a sabitlenmelidir.
Türkiye Sağlık-İş Sendikası olarak; 8 Mart’ın ruhuyla tüm kadın emekçileri haklarımızı savunmak, taleplerimizin sesini yükseltmek, eşit ve adil bir çalışma yaşamını kurmak için sendikamız çatısı altında örgütlenmeye ve birlikte mücadele etmeye davet ediyoruz.
Yaşasın Kadın Dayanışması,
Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz!
Türkiye Sağlık-İş Sendikası Kadın Komisyonu